Bir travesti öyküsü

     Sophie, 90 doğumlu Tunuslu bir transeksüel. Sekiz aydır Türkiye ’de. İstanbul ’da göçmen ve travesti olmayı tek bir bünyede barındıran biri. Sophie, Tunus’taki son dört senesini transseksüel olarak geçirmiş. “İlk yıllar gündüzleri erkek, geceleri kadın olarak yaşıyordum, yüzde 50 özgürdüm” diyor. Son bir buçuk senesi ise Arap Baharı’na denk düşüyor: “Özgürlükler konusunda ümitlenmiştim. Kadın gibi yaşayabileceğime, kadın kimliği alabileceğime ve LGBT dernekleriyle birlikte haklarımı savunabileceğime inanmıştım.”
Tunus’ta ameliyat olup cinsiyet değiştirmek yasak. “Erkek doğduysan erkek öleceksin ama ben kadın olarak yaşayıp öleceğim” diyor Sophie. Yasadışı ameliyatlar yapılsa da pembe kimlik alımadıktan sonra bir işe yaramıyor. Hatta cinsiyet değiştirenin yaşamını daha da zorlaştırıyor. Tunus’ta rejimin değişmesiyle birlikte Selefilerin etkisi artmaya başlamış. Sophie ülkesini “affetmeyen ülke oldu” diyerek betimliyor. Ülkesinin değişmesiyle ilgili duyduğu ümitler teker teker yok olmuş. “Eskiden rahatsız oluyordum sonrasında korkmaya başlamıştım” diyor ve devam ediyor: “Rahatsız olmak ve korkmak arasında çok büyük fark var. Öldürülmekten korkuyordum.” Günlük hayatında yaşadığı taciz vakaları artmaya istanbul travestileri başlamış. Ayrıca kadınların sosyal hayatın dışında bırakılması, ülkeyi terk etme planları yapmaya başlamasına sebep olmuş.

Tunus ve Türkiye yakınlığı

Aralık 2012’de annesi vefat ediyor. Kadın gibi davranmaya başladığından beri etrafındaki insanlar teker teker uzaklaşmış. “Annemin vefatıyla birlikte Tunus’ta kimsem kalmamıştı.” Aynı ay içinde İstanbul’a geliyor. Taksim’de bir barda Iraklı bir transeksüelle tanışıyor. İki yabancı transseksüel barda oturup Türkiye’deki mülteci haklarını, kağıt işlemlerini ve İstanbul’un transseksüel yaşamını konuşuyorlar. Çalışma ve oturma izinlerinin nasıl alındığını öğrendikten sonra İstanbul’daki ilk arkadaşının telefon numarasını alıp ayrılıyor. Bu anla birlikte çevresi değişmeye başlıyor. Tunus’a döndükten sonra Türkiye’ye yerleşme planlarına başlıyor.
İstanbul’u magazinlerden tanıdığını söylüyor. Türkiye son beş yıl baz alındığında transseksüel cinayetlerde Avrupa birincisi olduğunu söylüyorum. Tunus’ta Fransız dili ve edebiyatı okuduğu için neden Fransa’ya gitmek yerine Türkiye’yi seçtin diye soruyorum. “Tunus ve Türkiye kültürel anlamda çok yakın. Vize istemiyor. Fransa vize istiyor haliyle bankada bir miktarda para göstermen lazım. Ayrıca vize alabilmek için araya tanıdık koyman da lazım. Hem buradaki Araplarla kendi dilimde konuşabiliyorum.”

Transit ülke

Şubat 2013’te Tunus’tan uçağa erkek olarak biniyor. Kimlik kontrolleri sonrası Atatürk havalimanından çıkınca kadın hayatı başlıyor. Birikmiş parasıyla Taksim civarında bir otele yerleşiyor. Bundan sonra ilk işi Birleşmiş Milletler’e mülteci başvurusu yapmak oluyor. Sırayla cinsiyeti ve ismi değişiyor. Şimdi sırada ülkenin değişmesi var.
Aralık 2013’te BM’de dosyası açılıyor. “Türkiye benim için transit bir ülke” diyor Sophie. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, başvuran göçmenlerin dosyalarını açtıktan sonra onları üçüncü bir ülkeye yerleştirmek için çalışıyor. Sophie’nin gelecekteki ülkesi bazı sebeplerden dolayı ABD seçilmiş. Şu anda ABD ile BM arasında diyalog devam ediyor.
Sophie’nin ABD’ye geçmesi yıllar sürebilir. Bu yüzden çalışmak zorunda. “Maalesef benim tek seçeneğim sokak ve seks işçiliği” diyor. Üniversiteli olması ve Fransızcayı iyi konuşması onu farklı kılan özellikler. Türkiye’de turist rehberi olarak çalışabileceğini ve iş başvurularında bulunduğunu söylüyor. Transseksüel ya da göçmen olarak iş bulması zorken ikisi birden olunca iş bulmasının imkansız olduğunu belirtiyor.

Amerika’da üniversiteye

Seks işçiliğini Tarlabaşı’nda yapıyor. Göçmen olduğu için diğer semtlerde çalışamamış. Tarlabaşı’nda göçmen olduğu için bir sıkıntı yaşamadığını söylüyor: “Tarlabaşı’ndaki transeksüeller çok çalışıyorlar, böyle saçma konulara ayıracak vakitleri yok. İşlerini büyük bir ciddiyetle yapıyorlar. Mesai saatleri dışında çalışmıyorlar. Bu yüzden onlara çok saygı duyuyorum.”
Tunus’ta kalıp bir erkek olarak yaşamasının daha kolay olup olmadığını soruyorum. Şöyle cevaplıyor: “Erkek olarak yaşamak benim için bütün yaşadıklarımdan daha zor. Kendini kadın hissedenler, erkek gibi davransa o zaman haklarımızı nasıl alacağız? Dolayısıyla hep tabu olarak kalacak. Biz bu toplumun içindeyiz.”
Sophie’nin arkadaş çevresi sadece transseksüellerden oluşuyor. “İstanbul’da transseksüeller gündüzleri gezebiliyor. Bu iyiye işaret. Geceleri de Tarlabaşı bizim semtimiz. Arada sırada sorun çıkarmaya gelenler oluyor. Üç dört kişi birlikte duruyoruz, bu yüzden sorun çıkaramıyorlar. Orada kendimi bir nebze de olsa özgür hissediyorum.”
“Şunu da söylemek isterim. Eğer başka bir işte çalışsaydım ayda 4 bin dolar kazanamazdım” diyerek söze başlıyor. “Ama yine ABD’ye gittiğim zaman üniversitemi bitirip mesleğimi yapmak istiyorum” diyor. En büyük hayali de beş yıl ABD’de kalıp yeşil pasaport alarak dünya  vatandaşı olmak. Mesleğinin ve kadın kimliğinin onu özgür kılacağına inanıyor .

Kadınlık kafada bitiyor
Türkiye’de pembe kimlik alabilmek için cinsiyet değiştirme ameliyatı olmanız gerekiyor, ameliyat olmayı düşünüyor musunuz?ABD’de ameliyat olmadan pembe kimlik veriyorlar. Kadın olmak tamamen kafada biten bir şey. Ameliyat olmama gerek yok. Zaten transseksüellerin çoğu da ameliyat olmak istemiyor.

Peki pembe kimlik neden bu kadar önemli? Bir insan dış görünüşüyle kılığı kıyafeti hatta vücuduyla kadın gibi yaşayıp mavi kimlikle dolaşıyorsa her yerde sorun çıkıyor. Bankada hesap açamıyorsun, trafikte ehliyetine el konuluyor, bürokratik işlemler, ülke değiştirmeler hepsi imkansızlaşıyor. Sevdiğin adamla evlenemiyorsun.

İstanbul bilinen bir yer

İstanbul’da tanıdığın başka yabancı transseksüeller var mı?Iraklı ve Tunuslu arkadaşlarım var. Tunuslu iki transseksüel benden sonra geldi. Ayrıca epey yabancı ‘translover’ müşterim var.

Hangi ülkelerden?

Transseksüel seks turizmi için İstanbul bilinen bir yer. İnternette konuşuluyor. Genellikle Ortadoğu ülkelerinden geliyorlar. Kuveyt, Suudi Arabistan ve Dubai’den çok müşterim oldu. Daha fazla para veriyorlar ama çok soğuklar.

Hiç Tunuslu müşterin oldu mu?Evet oldu. En çok parayı da onlardan alıyorum. Bir bakıma bana ülkemde yaşattıklarının intikamını alıyorum.

 

Bir cevap yazın