Havaya Cemre Düştü ve Bahar Yeniden Kapıda

Sanırım benim haricimde herkes baharın gelişini dört gözle bekliyordu. Ağaçlar çiçeklenip, dallar yeşillendikçe başkalarında oluşan güzel duyguların yerini benim bünyemde hissetmeniz mümkün değil, çünkü bahar ayları boyunca sabahları dışarı çıkamayacak olan, elinde mendil habire burnunu ve akan gözlerini silmekle meşgul olan benim baharla bir sorunum var. Baharın gelmesine kızmıyorum tabiî ki ama şu polenler yok mu? Oradan oraya uçarken gelip benim ağzıma burnuma giriyorlar ve maalesef ilkbahar ayaları boyunca bana hayatı zindan ediyorlar. Polen alerjisi olan herkes gibi yaklaşık dört ay boyunca her gün ilaç almak zorunda kalan, unuttuğu gün dünyası yıkılan ben, yaz aylarının geçmesini hiç istemiyorum keşke her zaman yaz olsa ve arada baharı atlayıversek, ah keşke…

Şimdi bu yazdıklarımı okuyup bize ne senin alerjinden bizim baharımızdan ne istiyorsun diyorsunuz ya sizde haklısınız. Sırf ben ağlayıp, sızlıyorum diye bütün dünya neden bahardan yoksun kalsın ki, en iyisi polen alerjisinin tedavisini bulmak. Yaptığım bütün araştırmalar alerjinin tedavinsin olmadığını gösterse de bilimin elinden hiçbir şey kurtulmaz elbet bir gün benim ilacım da piyasaya çıkar diye sabırla bekliyorum. Bu hastalığın pençesinde boğuşan Ankara travestilerinden Eben ve bendeniz yılmadan tedavi yöntemlerinin gelişmesini beklerken önlemlerimizi de alıyoruz.

Sabahları sokağa çıkmamanın yanında, evimizi öğleden sonraya kadar havalandırmıyoruz. Kıyafetlerimizi açık havada kurutmak yerine evin içinde kurutuyoruz. Her akşam saçlarımıza, kirpiklerimize bulaşan polenleri temizlemek için eve girdikten sonra duş alıyoruz. Komidin çekmecemizde bolca kağıt mendil ve burun damlası bulunduruyoruz. Antihistaminik manyağı olacak kadar hap yutuyoruz. Bu sayede siz baharın tadını çıkarırken, biz yaz için gün sayıyoruz. Geçenlerde okuduğum bir sağlık dergisinde alerji tedavisinde geniş bir yol alındığını ve yakında alerjiye elveda dedirtecek ilacın üretileceğini okudum. Hemen alerjisi olan bütün arkadaşlarıma müjdeyi verdim. Bursa travestilerinden Ayda, haberi duyunca havalara uçtu, Bade ise temkinli davranın, asparagas çıkar ise çok üzülürsünüz dedi. Tabi onun için söylemesi kolay  İstanbul gibi yeşili ve ağacı olmayan dolayısıyla polenle pek haşır neşir olmayan bir şehirde, betonun içinde yaşıyor. Büyük şehirlerde yani Ankara, İstanbul ve İzmir’de polen alerjisi, küçük ve ormanı, yeşili bol şehirlere göre daha hafif atlatılıyor. Zaten ben de bu hastalığa kısa sürede bir çözüm bulunmazsa sevdiğim doğa ve yeşili bırakıp göç etmeyi düşünüyorum. Adım kağıt mendille gezen kıza çıkacağına kaçak olsun.

Bir cevap yazın