istanbul travestileri Mersin’ de travesti cinayeti girişimi

Mersin'de istanbul travestileri birey Cansu, kimliği belirsiz kişilerce gece yarısı dört kurşunla ağır bir şekilde yaralandı. Yoğun bakıma alınan Cansu'nun hayati tehlikeyi atlattığı öğrenildi.

Trans Cansu'nun geçtiğimiz ay da saldırıya uğramış ve 14 dikişle kurtulmuştu.

 Eyüp Çakır imzası ve "Mersin’de silahlı transfobik saldırı: Faili nefret!" başlığıyla yayımlanan (29 Temmuz 2014)  konuya ilişkin yazı şöyle: 

Hangi kesimlerle örgütlenmem gerektiğini daha da iyi anlıyorum. Zengin mekanlarda kapalı dolaplar arasında “tertemiz” yaşayanlarla değil de tam da böyle tüm dünyanın travesti ağız kokusunu çeken en dibe vurmuş varoşlarla!

Geçtiğimiz sonbahardı. Adana’da kilisenin yanındaki alabildiğine salaş bir gey barda tanıştık Cansu’yla. LGBTİ hareketinden insanlarla yeni yeni tanışmamla birlikte travestilerle de daha çok temas ediyordum artık. Cansu da onlardan biriydi. Hem aktivist hem de bir travesti… Ortam tabiri caizse varoştu, “ka” değildi, kişiler de öyle. Başta garipsemiyor değildim açıkça söylemem gerekirse böyle ortamları. Jargonlarına dilim dönmüyordu ve anlamıyordum da. Alt kültür ortamına adapte olmaya çalıştığım zamanlardı yani. Evet, ben en ötekiydim travesti ama en ötekinin ötekisi insanlar vardı böyle ortamlarda…

Cansu’yla ilk tanıştığımda ağzından çıkan küfürlü ve esprili sözleriyle hayli eğlendirmişti bizi. Eğlenceli kişiliğini bara birlikte gittiğim Alican’ın evinde daha iyi tanımıştım. O gece Mersin’e gidemeyeceklerdi saatin geç olmasından ötürü ve Alican’da ağırlandılar. Sabaha kadar Çağla, Cansu ben ve Alican katıla katıla güldük Cansu’nun anlattıklarına. Oradan buradan istanbul travestileri alıyordu götürüyordu bizi alkolün de etkisiyle.

Geçen hafta da Mersin’e polislerin translara saldırısı ile ilgili basın açıklamasına gittiğimizde geri dönecektik akşam treniyle. Ama Cansu ikide bir bizi unutmadığını söylüyordu. O gün Alican’ın ev sahipliğinin hatrını belli ki unutmamıştı. “Olur mu ayol aaa! O kadar evinizde ağırladınız ailenle tanıştırdın, bu gece bende kalacaksınız” deyip eylemden sonra sahil kenarına çay içmeye götürdü. Yolda Mahmut abisini arayıp “Abicim sahile sandalye at birkaç tane, Adana’dan değerli misafirlerim var” dedi… Öyle de misafirperver işte. Yetmedi evinde bize bir sofra hazırladı o kadar yorgunluğun üstüne. Elimizi hiçbir işe vurdurtmadan “Olmaz ben misafirlerime hizmet ettirmem, ben hizmet ederim’’ deyip, arada da ikide bir vefa borcu varmış gibi “beni ağırladınız” diyordu…

Balkonda yemek yerken teravih namazına giden tanıdığı bir yaşlıca kadına seslendi “Teyze, bana da dua et!”

Lafı çok uzatmak istemiyorum neyse. Teyze dua etti mi bilmem ama şu an birçok insan dua ediyor senin için Cansu.

Cansu birkaç saat önce, gece yarısı dört kurşunla ağır bir şekilde yaralandı. Saldırganları bilmiyorum ama kim olduklarının şu an için bir önemi yok. Saldırganlar hep meçhul zaten! Olsa da bir şekilde yüce devletim sayesinde korunur hep… Zaten buldukları cesaret de devletten ötürü. Yine geçtiğimiz ay kandil bahanesiyle saldırıya uğramıştı Cansu ve 14 dikişle kurtulmuştu neyse ki. Şimdi şu saatlerde yaşamak için mücadele veriyor. Ve onun güçlü olduğuna inanmak istediğim için iyeleşeceğini biliyorum, aksini düşünmek dahi istemiyorum.

Transların, çoğunuzun bildiği şekilde “travesti”lerin yaşadıkları sıkıntılar hiç de az buz değil. Bir gey olarak geçtiğimiz haftalarda yaşadığım kötü hadiseye kadar hiçbir şey yaşamamışım diye düşünmüştüm. Ki hala öyle hiçbir şey yaşamamışım aslında. Ve şimdi yaşadıkça daha çok hangi kesimlerle örgütlenmem gerektiğini daha da iyi anlıyorum. Zengin mekanlarda kapalı dolaplar arasında “tertemiz” yaşayanlarla değil de tam da böyle tüm dünyanın ağız kokusunu çeken en dibe vurmuş varoşlarla!

Ve evet hiçbirimiz hiçbir kötülük yaşamayalım istiyorum, her gün bir yerden kötü haber alır mıyım demek yerine dünyada güzelliklere dair şeyler duymak istiyorum.  Arkada şu an John Lennon’ın  “Imagine” şarkısı çalıyor. Ruh halime dokunduğu için dinliyorum şu an. Öyle bir dünya hayal ediyorum ki nefretsiz olsun! Yaşamak hem de insan gibi yaşamak lüks olmasın! İnsanların ve diğer canlıların katledilmediği, hür bir şekilde yaşadığı, iktidarsız, eşit yaşadığı bir dünya istiyorum. Çok zor olmasa gerek ha…

Ve son olarak hiçbir ahlak kanlı ellerinizi temizleyemez! Buna ister genel, ister toplum, ister töre, isterseniz de devrimci ahlak deyin. İnsanların ölümüne sebep olan bu ahlak anlayışınız yok olmadıkça hiçbiriniz ak pak değilsiniz. Ya hep birlikte kurtulacağız, ya da hepimiz yok olup gideceğiz bu bataklıkta

Bir cevap yazın