İstanbul travestileri, üye ve gönüllülerine aşağılama suçu

İstanbul travestileri, üye ve gönüllülerine aşağılama suçu

Bir başkasının bırakınız ifade özgürlüğünü; yaşam hakkını ihlal eden bir yayıncılıkta ifade travesti  edilen nedir? Nefretin ve cinayetlerin övülerek ifade edilmesiyle neyin önü açılmaktadır? Nefret söylemi içeren yayınlarda konuşan kimdir? Bir toplumsal grubu yok ederek kendine ifade alanı açmak nasıl bir özgürlük anlayışının ürünüdür?
Nefret suçlarını ve “nefret suçu” kavramını tartışırken muhakkak değinilmesi gereken nefret söylemi ve ifade özgürlüğü meselesi özellikle son yıllarda Türkiye’de çokça tartışılan konular olageldi. Nefret suçları yasa tasarıları hazırlandı; LGB travesti İ’ler (lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve interseks) nefret suçları yasasının yanı sıra; Anayasa’nın ayrımcılığı ve eşitliği düzenleyen maddelerine cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığının eklenmesi için mücadele etti. Sonuçta cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine dönük ayrımcılık herhangi bir şekilde yasal düzenlemelerde yer almadığı gibi; nefret suçları inanç kavramıyla sınırlı bir biçimde ele alındı.
Nefret suçları, toplumsal nefret ideolojilerinin kendini dışa vurduğu bir alansa bir diğer alan ise nefret söylemi olarak tanımlanabilir. Nefret söylemi ile nefret suçları arasındaki ilişki meşhur “yumurta-tavuk” ikiliğini hatırlatır cinsten. Her ne kadar klasik yaklaşımlar nefret suçlarının arka planını ve gerçekleşebilir olma koşullarını nefret söyleminin hazırladığını söylese de; işlenen bir nefret suçunun da nefret söylemini yarattığı durumlar mevcut. Yumurtanın mı tavuktan; tavuğun mu yumurtadan çıktığı tartışmasını bir kenara bırakırsak; nefret söylemi gerek şiddeti çağırması gerekse de ötekileştirilen kimliklerin var oluş koşullarını yok etmesi bakımından temel insan haklarını yok eden; deyim yerindeyse kadük duruma düşüren söz ve eylemler bütünü olarak da tanımlanabilir.
Nefret söylemi gündelik hayatımızın her alanında yer alsa da son zamanlarda yaşanan bir davayı incelemek birçok konuda ön açıcı olabilir. Kaos GL, Yeni Akit gazetesinde 23 Ekim 2012’de yayınlanan “Sapkınlar Okullara Sızıyor” başlıklı habere karşı TCK 216 “Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik ve Aşağılama” gerekçesiyle suç duyurusunda bulunmuştu. Eşcinselleri “sapkın” olarak niteleyen gazete haberini “basın özgürlüğü” kapsamında gören Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı 12 Mart 2013’te soruşturmaya ilişkin takipsizlik kararı verdi.
Karara yapılan itirazın ardından “basın yoluyla hakaret” suçundan açılan dava, LGBTİ’lere yönelik basında yer alan nefrete ilişkin Türkiye’de açılan ilk kamu davası olma özelliğini taşıyordu. Dava 26 Mart 2014 tarihinde sonuçlandı. Mahkeme, Yeni Akit’in nefret söylemi içeren yayınlarının “ifade özgürlüğü” olduğunu öne sürdü. Yeni Akit davada beraat etti.
2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen dava duruşmasına Kaos GL Avukatı Hayriye Kara ve Avukat Fırat Söyle katıldı. Yeni Akit adına ise davayı Avukat Ali Pacci’nin yanı sıra hakkında zorla getirilme kararı çıkan Yeni Akit sorumlu yazı işleri müdürü Zekeriya Say katıldı.
Say savunmasında dilekçesini tekrar ederek davanın düşürülmesini talep etti. Savcı,  tüzel kişilere hakaret suçundan dava açılamayacağını söyleyerek sanığın beraatini istedi. Kaos GL avukatı Kara ise, beraat istemine karşı çıkarak davayı “hakaret” suçundan değil “aşağılama” suçundan açtıklarını hatırlattı ve ekledi:
“AİHM kararları uyarınca cinsiyet mefhumu geniş yorumlanarak cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğini de kapsayacak şekilde yorumlanmalıdır. Bu nedenle  üye ve gönüllülerine karşı aşağılama suçu işlenmiştir. TCK’nın 216. maddesindeki aşağılama suçu uyarınca hüküm kurulmasını talep ediyoruz.”İstanbul travestileri, üye gönüllülerine aşağılama suçu işlenmiştir yaşam hakkını ihlal eden bir yayıncılıkta ifade travesti edilen nedir travesti haberleri
Yeni Akit Avukatı Ali Pacci ise homofobik nefret içeren yayıncılık anlayışlarını savundu: “Müvekkilimin endişesi eşcinsellik ve türevlerine karşı değil bu durumun normalleşmesine karşıdır. Sapkınlık ibaresi toplumca kabul görmeyen görüşlerin tümü için kullanılan bir ibaredir. Sözlükte toplum değerlerine ters düşmeyi ifade eder.”istanbul travestileri travesti
“Aile değerleri” kavramı üzerinden nefret söylemine devam eden Pacci, “Eşcinsellik ve türevlerinin normalleştirilmesine dair çalışmalar kabul edilemez. Bunun sağlıklı bir durum gibi gösterilmesi anayasada toplumun temeli olarak tanımlanan aileyi dinamitlemektedir” dedi.
Hakim; Pacci’nin nefret içerikli konuşmasındaki yanlışları belirtmek isteyen Av. Hayriye Kara’ya söz vermezken; nefret cinayetlerinin hatırlatılması üzerine, “Kadın cinayetleri oluyor diye kadınlara bir şey diyemeyecek miyiz” dedi.
Türkiye’de medyanın sık sık taraflı, önyargılı ve ayrımcı bir dil kullandığına tanık oluyoruz. Haberlerde, özellikle de manşetler ve haber başlıklarında kullanılan provokatif, ırkçı, homofobik, transfobik, cinsiyetçi ve ayrımcı dil, toplumda düşmanlık ve ayrımcı duyguları tetikleyen, kalıp yargıları güçlendiren birer araca dönüşüyor.
Her ne kadar evrensel ve ulusal gazetecilik ilkeleri, hatta bazı medya kuruluşlarının kendi gruplarının yayınladığı basın etik ilkeleri bulunsa da birçok haber ürünü bu ilkeleri ihlal edebiliyor. Böylesi bir dilin kullanılması ise toplumda huzursuzluk ve savunmasız gruplara yönelik yaygın bir önyargının yerleşmesine yol açıyor. Bir başkasının bırakınız ifade özgürlüğünü; yaşam hakkını ihlal eden bir yayıncılıkta ifade travesti  edilen nedir travesti haberleri Hedef alınan kişi ve gruplar ise tedirginleşiyor, sessizleşiyor ve demokrasinin olmazsa olmazı olan sosyal ve siyasal yaşama katılım şanslarından zorunlu feragat ediyorlar. Bu kışkırtıcı ve hedef gösterici dil kullanımı zaman zaman düşmanlaştırılan ve marjinalleştirilen grupların üyeleri ya da mekânlarına yönelik saldırılarla sonuçlanabiliyor.Alıntıdır …

Bir cevap yazın