İstanbul’da röntgenci alarmı

Ortada, hayali ve uydurma bir örgüt var! Doğal olarak, kağıt üzerinde uydurulan bu örgütün militanı ve sempatizanı istanbul travestileri da yok.

Peki ne var?

Olmayan ve olmadığı açıkça bilinen bu örgütle ilgili yargı kararları var!

Üstelik bunu ben söylemiyorum. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Salihoğlu açıkladı. Salihoğlu, olmayan bu "yasadışı örgütün militanları" ile ilgili 3 yıldır fiziki ve teknik takip kararları alındığını, yasalara aykırı olarak ortam dinlemesi yapıldığını söyledi.

Tablo ortada…

"Olmayan örgütün militanı" olduğu gerekçesiyle binlerce kişi dinlendi. Sonuçta, 107 klasörlük dev bir arşiv oluşturuldu.

Bu bir skandal! "Yargı Bağımsızlığı" ilkesinin arkasına sığınılarak, yargı tarafından işlenen büyük bir suç! Ahlaken bakıldığında da tam bir rezillik ve kepazelik!

***

Türkiye'de öyle bir yapı kurulmuş ki, devletin kriptolu telefonları dahi güvenilir olmaktan çıkmış. Hepsi kontrol altına alınmış.

Cumhurbaşkanı-Başbakan görüşmeleri dinlenmiş.

Başbakan, bakanları ile rahat konuşamaz bir hale gelmiş.

MİT'in, Genelkurmay'ın telefonlarına kulak kabartılmış.

Büyükelçiler, denetim altında tutulmaya çalışılmış.

Devlet içinde, kayıt yapan, bu kayıtları sağa sola yayan, gerektiğinde şantaj için kullanan bir casusluk ve şer şebekesi türemiş.

Üstelik bu kadarla da kalmamış. Bu röntgenci sapık örgüt, masaj salonlarını, eskort kızları ve travestileri bile adım adım takip etmiş. Devletin sırlarından, milletin yatak odasına kadar her yere el atmış.

Pislik ve rezillik diz boyu!

***

Bugün, iğrençliğin zirve yaptığı bir noktadayız…

Hiçbir kutsalı olmayan, herhangi bir kural tanımayan bu yapı, önceki akşam da Başbakan'ın oğluyla yaptığını iddia ettiği bir takım telefon görüşmelerini internete verdi.

Bu durum, "Hükümet muhalifi" denilen pek çok gazeteciyi de ayağa kaldırdı. Onlar bile dayanamadılar, "montaj bunlar", "bu bir tiyatro", "ayıptır, çok ayıp" değerlendirmesi yaptılar.

Bu, tartışmanın bir boyutu…

Ancak, olayın asıl tartışılması gereken bir başka boyutu daha var. Bugün kimlikleri hepimizce bilinen bir yapının elemanları, ülkenin Başbakanını nasıl dinleyebiliyorlar? Bu hakkı kimden alıyorlar? Üstelik bu yapının en tepesindeki isim, dolaylı olarak bu telefon dinlemelerinin anında kendisine ulaştığını hangi cüretle söyleyebiliyor?

En önemlisi de o yapının elemanı olduğunu saklama ihtiyacı duymayan bazı tipler, utanmadan pişkin mi pişkin nasıl insan içine çıkabiliyor?

Bütün bu yapılanlar suç. Hem de Türk Ceza Kanunu'nda müebbet hapis cezasını gerektiren son derece vahim bir suç. Ayrıca, düpedüz bir ahlaksızlık. Ciddi bir sapkınlık, sapıklık ve röntgencilik.

***

Bugün maalesef, devlet içinde çöreklenmiş, zamanla bir ur gibi büyümüş, Ergenekon'dan daha sinsi ve derin bir yapıyla karşı karşıyayız…

Sanki kaderimiz olmuş. Çetenin biri gidiyor, öbürü geliyor. Birini boğuyor ve yok ediyoruz, diğeri canlanıyor.

Çünkü…

Bu çetelere biraz da biz güç veriyoruz. Milletçe akıl ve prensiplerle değil, tepkilerimiz ve duygularımızla hareket ediyoruz. Maalesef meşruiyetçi değiliz. Hep, "düşmanımın düşmanı benim dostumdur" düsturunun peşinden gidiyoruz.

Bizde siyaset de böyle yapılıyor…

Kendileri siyaset üretemeyenler, meşru olmayan yapılardan medet umuyor. Siyasi çıkarları için onların peşinden koşuyor.

"ALINTIDIR"

Bir cevap yazın