Travesti alışın artık burdayız , hiçbir yere gitmiyoruz !

Hala anlamadınız mı?  Travesti susturmakla, öldürmekle bitmiyoruz, yılmıyoruz, acıyla, kederle, öfkeyle, haklılığımızla güçlenerek, içinizde azıcık da olsa kalmış insanlığa olan inancımızla yeniden ve yeniden düştüğümüz yerden kalkıp doğrularak bakıyoruz gözlerinizin içine, hiçbir yere gitmiyoruz, alışın buradayız!
İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden Yrd. Doç. Dr. Özgün Akduran Mardin Artuklu Üniversitesi’nde yapılacak bir panele dönük homofobik linç kampanyasını yazdı:
 
Türkiye her geçen gün daha da fazlalaşarak bir cinnet toplumuna dönüşüyor. Yönetenlerin otoriter, ötekileştirici, dışlayıcı, yok sayıcı, tek tipleştirici yönetememe biçimi iktidar değişse de değişmiyor. Geçmişin çirkin kara ördekleri; zulüm görenleri, bugünün zorbaları, zalimleri olma rolünü hiç sorgulamadan, hicap duymadan üstlerine geçirebiliyor. Bir zamanlar hak, hukuk, varlık, “özgürlük” mücadelesi verenler güç ile tanışınca konforlu konumlarından kendilerinden farklı her bireyi yok sayma, kapatma, sesini kısma, tecrit etme gerekçesini çabucak üretiveriyor: çirkin, sapık, ikiyüzlü, zehirli, pervasız, saçma sapan, tahrik edici, kara leke, namussuz, ahlaksız…
 
Bu nitelemeler geçtiğimiz hafta biz ayrık otlarının gündemini meşgul eden bir nefret ve linç söylemli saldırı kampanyasındaki saldırgan aklın özeti… Çoğumuzun haberdar olduğu gibi Mardin Artuklu Üniversitesi’nde meydana gelen ve bir vicdan ve akıl tutulmasının ürünü olaydan bahsediyoruz. Olay şöyle gelişiyor: Mardin Artuklu Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi’nde 17 Nisan 2014 tarihinde, Ali Erol’un “Hastalıktan Hak Talebine Eşcinselliğin Anlamlandırılışının Seyri” ve Prof. Dr. Selçuk Candansayar’ın ise “Sağlık, Psikiyatri, Tıbbın İdeolojisi ve Heteroseksizm” başlıklı konuşmalarla katılacakları bir konferans düzenlenmesi planlanıyor. Öğretim Elemanı Yrd. Doç. Dr. Levent Şentürk’ün yüksek lisans dersi kapsamındaki bu sunumların duyurusunun Üniversite web sitesinde yer almasının ardından gelişen olaylar bir nefret suçu niteliğinde. Bir yerel haber sitesinin paneli “Mardin Artuklu Üniversitesi’nde neler oluyor?” şeklinde vermesinin ardından başlayan linç ve nefret yüklü saldırıların hedefinde Levent Şentürk özelinde tüm LGBTİ bireyler vardı. Bu asılsız ve gerçek dışı kampanyada M. Müfit Yaray isimli zat tarafından kaleme alınan yazıda iddia edilen “Kutlu Doğum Haftası gibi Müslümanlar için önemli olan bir zaman diliminde” bu tarzdaki sunumların dini değerlere hakaret etmek amaçlı düzenlendiği, adeta “Müslüman mahallesinde salyangoz satmak” anlamına geldiğiydi.
 
Saldırının üniversitelerin toplum yararına ve toplum için evrensel bilgiyi üreten, yayan, tartıştıran yerler olması özelliğini de değersizleştiren tarafı olmakla birlikte, belki de en kanı donduran yanı böyle bir paneli düzenleyenleri Sivas Katliamı’na atıfla tehdit etmesiydi. Şöyle demişti yazı: “Aziz Nesin ve beraberindekiler Sivas’ta halkı dini duyguları açısından tahrik etmiş ve bunun sonu çok korkunç olmuştu”. Belli ki, yazıyı kaleme alan o kör vicdan ifade ettiği sözün ağırlığının bile farkında değil, orada yanarak, boğularak can veren 37 kişiden söz ediyoruz.
 
Soruyoruz: tamamen bireysel yönelim, hak ve özgürlük alanındaki bir durum nasıl oluyor da, samimi bir Müslüman’ın kendi değerlerine hakaret olarak görülebiliyor? Çirkin, sapık, ikiyüzlü, zehirli, pervasız, saçma sapan, tahrik edici, kara leke, namussuz, ahlaksız diye nitelenebiliyor?  Bir Müslüman sormaz mı kendine, dünya üzerinde farklı inanç, dil, din ve yaşam biçimine sahip milyarlarca insanı yererek, kırarak, yok sayarak, o sevgi, barış, hoşgörü ve kardeşlik dinine nasıl girilir? LGBTİ bireylerin bir dini inanışları olabileceği gerçeğini bile yok sayan bir körlük bu. Saldırı kampanyasının baş mimarı Mardin DOST Der’in açıklamasında “Müslüman halkımızın namus ve ar damarına birebir zıt ve tahammülüne ters bir panel … Bu iğrenç paneli en sert bir şekilde kınıyoruz. Bu paneli düzenlemek isteyen, yardımcı olan, sponsorluğunu üstlenen tüm kişi ve kurumları namus ve iffet timsali Müslüman halkımıza şikâyet ediyoruz”  deniliyor. Bu öyle bir ar, namus anlayışı öyle bir iffet ki, çocuk yaşta kız çocuklarını dedeleri yaşındaki adamlarla hatta bazen ikinci eş olarak evlendirmekte beis görmüyor. Aralarında müdür ve yönetici düzeyde “namuslu” devlet memurlarının da bulunduğu 26 kişinin tecavüzüne uğrayan 13 yaşında bir kız çocuğu olan N.Ç.’nin de tek suçu Mardin’de yaşıyor olmak mıydı acaba?
 
Mardin Artuklu Üniversitesi’nden öğretim üyeleri de saldırılar karşısında bir açıklama yayımladılar. Açıklamada akademik özgürlüğe yapılacak müdahaleleri kabul edilemez bulduklarını belirtirken, bilimsel etkinliklerinin hiçbir biçimde inanca, ırka, dile, dine, yaşam biçimine hakaret etmediğini, hiçbir grubu veya kişiyi hedef almadığını ve kimsenin değerlerini aşağılamadığını vurgulamak durumunda kaldılar. Karşımızdaki zihniyet öyle akıl tembeli ki, paneli yermek Levent Şentürk’ü hedef göstermek için yazılan yazıda Levent Şentürk’ün kendi yazılarından yaptıkları alıntıları, salyalarını silip sakin kafa ile oturup okusalar, nefret ettikleri, lince meylettikleri kimselerin bir zamanlar başörtülü üniversite öğrencisi genç kadınların sadece kendilerini, yaşam biçimlerini anlatmak ve savunmak için kullandıkları dilden bir farkı olmadığını görecekler.
 
Bununla birlikte yaşananların geldiği nokta yerel seçimlerde Mardin Büyükşehir Belediyesi’ni kazanan BDP ve Ahmet Türk’e de, Kürt kadın hareketi bileşenlerine de bir sorumluluk yüklemekte. BDP gibi farklı oldukları için bu ülkenin tarihi kadar eski ezilme, yok sayılma, inkar mazisine sahip bir halkın özgürlük ve demokrasi mücadelesine hizmet eden bir partinin, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği gibi farklılıkların da yaratılacak yeni toplumsal özgürlük ve demokrasi alanlarının müşterekleri olduğunu gözden kaçırmaması gerekir.
 
Bunca sözden sonra anlamayana: Gelin lan gelin, teker teker değil topluca gelin, taşla sopayla, gazla, ateşle, hınçla, linçle gelin, sövün sayın, dövün, kovun!
 
Hala anlamadınız mı? Susturmakla, öldürmekle bitmiyoruz, yılmıyoruz, acıyla, kederle, öfkeyle, haklılığımızla güçlenerek, içinizde azıcık da olsa kalmış insanlığa olan inancımızla yeniden ve yeniden düştüğümüz yerden kalkıp doğrularak bakıyoruz gözlerinizin içine, hiçbir yere gitmiyoruz, alışın buradayız! (Evrensel)
 Kaynak : Kaos GL

Bir cevap yazın