Travesti artık uzak durmanın değil , temas etmenin zamanı !


Beyoğlu’nda bu yıl 22. kez düzenlenen LGBTİ  travesti Onur Yürüyüşü polis engeline takıldı. Fransız Konsolosluğu önünde TOMA destekli çevik kuvvet polisleriyle etten duvar ören emniyet kimsenin Taksim Meydanı’na çıkmasına izin vermedi. Gazi Parkı ve Atatürk Anıtı da polis çemberiyle kapatıldı.

LGBTİ Onur Yürüyüşü 2003’te 30 kişiyle başladı. 2010 yılında yürüyüşe katılanların sayısı yaklaşık 5000 kişiydi. Geçtiğimiz yıl Gezi Parkı protestolarının ardından düzenlenen yürüyüşte yaklaşık 50 bin kişi vardı.

Polis saat 17.00’de başlayacağı açıklanan yürüyüş öncesinde, İstiklal Caddesi’ni Fransız Konsolosluğu önünden kapattı ve Taksim Meydanı’na geçişlere izin vermedi. Yürüyüşe yaklaşık 1 saat kala da Gezi Parkı ve Atatürk Anıtı’nın etrafı polis tarafından çevrildi. Polis Taksim Meydanı’na girmek ve yürüyüşü buradan başlatmak isteyen kalabalığa izin vermedi ve İstiklal Caddesi’nde yürüyebileceklerini söyledi.
Yürüyüşten yaşanan gelişmeler:

Bunun üzerine yürüyüş polislerin önlem aldığı noktadan başladı. Yürüyüşte yurtdışından gelen grupların yanısıra, çocukları eşcinsel olan anneler de vardı. Anneler grubun önünde yürüyerek, “Benim çocuğum trans”, “Annenim yanındayım” ve “Koşulsuz sevgi mümkün” yazılı dövizler taşıdı. Kortejde birbirinden görkemli kıyafetler de yer aldı. Yürüyüşte en çok ilgi gören isim Trans Kraliçesi seçilen Yankı Bayramoğlu oldu.

NEREDESİN AŞKIM?

Geçtiğimiz yıl Gezi Parkı protestolarının ardından düzenlenen LGBTİ Onur Yürüyüşü’nün belki de en çok akılda kalan sloganı “Neredesin aşkım?” olmuştu. Slogan bu yılın da en çok söylenenleri arasındaydı. Grubun bir kısmı, “Neredesin aşkım?” diye bağırırken, diğer kısmı da “Buradayım aşkım” diye yanıt verdi. Yürüyüşte, “Faşizme karşı bacak omuza”, “Velev ki i…yiz”, “Dünya yerinden oynar i…ler özgür olsa” ve “AKP defol i…ler burada” sloganları attı. İstiklal Caddesi’nden geçenler yürüyüş kortejine alkışlarla destek verdi.

KONSOLOSLUKTAN BAYRAKLI DESTEK

İngiltere Konsolosluğu’nun twitter’daki adresinden yayınlanan mesajda, İngiliz bayrağının altında eşcinselleri temsil eden gökkuşağı bayrağının dalgalandığı bir fotoğrafla birlikte, “Bugün Taksim’de gerçekleşecek LGBT onur yürüyüşünü @UKinTurkey olarak destekliyoruz” denildi.

Öte yandan ABD Konsolosu Charles Hunter, "Eşcinselim ve LGBTİ'nin onur haftasında ben de varım" açıklamasında bulundu.

100 BİN KİŞİ KATILDI
Bu yıl 'Temas' başlığı altında organize edilen, LGBTİ’lerin hak mücadelelerinin ve taleplerinin gündeme taşındığı 22. İstanbul LGBTİ Onur Haftası, saat 17:00''de, Taksim'de yapılan 12. LGBTİ Onur Yürüyüşü ile son buldu.

Lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve interseks harekete destek veren 100 bin kişinin katıldığı ve yaklaşık 3 saat süren yürüyüşte "Dönmeler olmadan anayasa olmaz", "Nerdesin aşkım, burdayım aşkım", Homofobik değil toma fobiğiz", Homofobik devlet yıkacağız elbet", "Aşk, aşk! Hürriyet uzak olsun nefret", "Susma haykır eşcinseller vardır", "Dünya yerinden oynar ibneler-dönmeler özgür olsa" gibi sloganlar atıldı.

Demirören Alışveriş Merkezi'nin önünden geçerken "AVM'ler yıkılsın, Tayyip altında kalsın", "Demirören'e karşı ses çıkar" diye bağıran kitle "Bu daha başlangıç mücadeleye devam" diyerek Gezi Direnişi'ne de selam yolladı. Türkiye'nin en kitlesel yürüyüşüne sanat, siyaset, medya dünyasından da pek çok tanınmış isim destek verdi.

Lambdaistanbul’un ev sahipliğinde organize edilen yürüyüş, Taksim Meydanı'ndan başlayıp Tünel'de okunan basın açıklamasıyla son buldu:

İŞTE OKUNAN BASIN AÇIKLAMASI:
2013 yazında zaman ve mekan tüm anlamını yitirmişti zira kısacık bir aya bir ömür, küçücük bir parka bir dünya sığdırmıştık. Ufkumuzun ne kadar dar, çemberimizin ne kadar geniş olduğunu fark etmiştik. 2013 Onur Haftası başladığında temamız “Direniş”ti, tüm hayatımız direnişti, hala da öyle… Hepimiz birer direnişçiydik çünkü onurlu bir yaşam sürmenin yolu direnmekten geçiyordu. 2013 İstanbul LGBTİ Onur Yürüyüşü sona erdiğinde, bir daha hiç yalnız hissetmeyeceğimizi biliyorduk. İstiklal Caddesi’ni gökkuşağı renkleriyle kaplayan onbinlerce kişi, biricik ve birlikte, öfkeli ve neşeli, tüm insanlığı kuşatan, özellikle yaşadığımız topraklarda son yıllarda daha da saldırganlaşan, adına “ahlak” denilen, “normal” denilen, “namus” denilen baskı araçlarının gölgesinde kalmamak için hep birlikte bağırdık.

Örgütlü mücadelemizin 22.yılında temas etmenin anlamı değişmişti, artık dokunmak her zamankinden daha vazgeçilmezdi. Birbirimize dayanışmayla, şefkatle, aşkla dokunduk. Birbirimizin gözyaşını sildik, karnını doyurduk, arkadaşlarımızın yasını tuttuk. Birbirimiz için sustuk, konuştuk, bağırdık. Bizi birbirimizden koparan, izole eden bu şehirde, kendimize benzeyen insanları bulmaya çalışarak geçirdiğimiz tüm o zamanı nasıl da boşa harcadığımızı gördük. Çünkü benzemeyenlerin yan yanalığıydı bazen en özgürleştirici olan.

Bu deneyimin ardından 2014 senesinde 22 senelik örgütlü mücadelemizin kazanımlarını meydanlarda görebiliyoruz. Ancak nefret tohumunun nasıl da rahat ekildiğini, hızla yeşerdiğini yıllardır biliyoruz. Buna karşı, homofobik transfobik şiddet ile mücadelemiz devam ediyor. Çok değil bundan bir yıl once anayasa yazım sürecinde AKP hükümetinin LGBTİ gerçekliğine yaklaşımını hep beraber gördük. Demokratikleşme adı altında sunulan ayrımcılık yasasında LGBTİ’leri görmezden gelmesi ise hepimizin malumu. Bugün hala yaşam hakkımız başta olmak üzere barınma ve çalışma gibi temel insan haklarımız güvenceye kavuşturulmuyor. AKP hükümetinin LGBTİ varoluşları tanımaması, hedefi olduğumuz nefret suçlarının teşviki anlamına geliyor.

Oysa bugün bir kez daha gösterdik ki bizler artık bir avuç olmaktan çıkıp kapanan gözlere, tıkanan kulaklara inat kalabalık bir haykırışa dönüştük. Şiddeti ve baskıyı nasıl da kahkaha ve dayanışmayla, el ele ve kol kola yendiğimizi akılda tutarak temas ediyoruz, yansak da dokunuyoruz. Suya sabuna dokunmamızı istemiyorlar, oysa biz biliyoruz ki bu pisliği temizleyecek su da sabun da biziz. Tartışacak onlarca meselemiz var ancak işbirliği yapabileceklerimiz onlardan çok daha fazla.Yıkmamız gereken bir zorbalık düzeni, kurmamız gereken yepyeni bir dünya var. Artık uzak durmanın değil, temas etmenin zamanı!

Bir cevap yazın