Travesti biz bu filmi heteroseksüeller için yaptık …

Kuzey Kıbrıs’ın ilk Onur Yürüyüşü, geçtiğimiz Cumartesi Uluslararası Homofobi ve Travesti Karşıtlığı Günü’nde gerçekleşti. Kuir Kıbrıs’ın düzenlediği yürüyüşe LGBT Aileleri İstanbul Grubu LİSTAG da katıldı. gazete360’dan Hasan Yıkıcı “Benim Çocuğum” belgesel gösterimi için yolu bu kez Kıbrıs’a düşen LİSTAG’la görüştü.

“Çocuğum benim öğretmenim…”
Bir grup anne 2008 yılında bir kafede bir araya gelerek şu an ismi LGBT Aileleri İstanbul Grubu, yani LİSTAG olan dayanışma ağının tohumlarını atıyor.
 
Sürecin başından beri aktif olarak çabalayan Sema Yakar LİSTAG’ın kuruluş sürecini anlatmaya başlıyor.
 
“2000’li yıllarda oğlumun yönelimini öğrendikten sonra kaygı duymaya başladım. İstanbul’da LAMBDA Kültür Merkezi’ne gitmeye başladı. Ben de kaygı ve endişelerden dolayı ‘bu çocuk nereye gidiyor ne yapıyor’ diye arkasından gitmeye başladım. Orada hiçbir anne hiçbir ebeveyn göremedim. Çocukların haline çok üzülüyordum. Yanıma geliyorlardı, annelerini, ailelerini anlatıyorlardı. Bu böyle bir kaç yıl devam etti.”
 
“Onunla beraber kendimi sorguladım”
Bir eşcinsel annesi olan Yakar, 2006 yılında Radikal gazetesine bir mektup yazıyor. Mektubun başlığını ise ‘Oğlum benim öğretmenim’  koyduğunu ifade eden Sema anne, çocuğunun eşcinsel olduğunu öğrendikten sonra kedisini de sorgulamaya başladığını söylüyor: “2006 yılında Radikal gazetesi LAMDA hakkında bir yazı dizisi hazırladı. Ben de bir mektup yazmak istedim. 2006 yılında Radikal’de yazım çıktı. Başlığını da ‘Oğlum benim öğretmenim’ koydum. Çünkü o benim hayatta öğretmenim olmuştu. Onunla beraber kendimi sorgulamıştım. Çünkü o küçük yaşta ‘ben kimim’ sorusunu sormuştu. Ben de onun yönelimini öğrendikten sonra ‘ben kimim’ diye sorabildim kendime.
 
Endişe ve kaygılarımız arttı…
Çocuğunun eşcinsel olduğunu öğrendikten sonra kaygılarının, korkularının arttığını ifade eden Sema anne, “çünkü toplumun onlara bakış açısını fark ediyorsunuz" diyor ve devam ediyor; "Bu süreçte hiç anne yoktu; biz dört kişilik aile ve çok yakından iki kişiyle paylaştık sadece. Yaklaşık 6 sene kadar böyle bir süreç geçti benim ailemde."
 
Çocuklarımız aracılığıyla tanıştık…
Diğer annelerle oğlunun arkadaşları aracılığı ile tanıştığını kaydeden Yakar; “Çok konuştuk, birbirimize çok iyi geldik. Aynı şeyi yaşadığımızı fark ettik. Daha sonra da başka annelere ulaşmaya çalıştık, temas kurduk.”
 
Adım adım LİSTAG…
2008 yılında LİSTAG’ın ilk adımının bir kafede çocuklarla birlikte gerçekleştirilen aileler toplantısında atıldığını ifade eden Sema anne, süreç içerisinde çocuklarının kendilerini organize ettiğini, yol gösterdiğini anlatıyor.

Yurt dışındaki aile gruplarının izlediği yolu izleyen anneler, onların broşürlerini alarak, Türkçeye çeviriyor. Ve böylece yavaş yavaş LİSTAG oluşmaya başlıyor.

Avrupa’da da durum farklı değil
Sema annenin bıraktığı yerden bir başka eşcinsel annesi, Günseli Dum LİSTAG’ın hikâyesini anlatmaya devam ediyor.
 
Günseli anne, daha sonra İtalya’ya gittiklerini ve oradaki aile grubunun etkinliklerine katıldıklarını ifade ederek, Avrupa’da da LGBT bireylerin durumunun çok farklı olmadığını anlatıyor. “Orada da gördük ki Avrupa’da da durum çok farklı değil. Kilise var, elalem var, toplum var.  Anneler, babalar aynı duyguları yaşıyorlar.” Her şeyin çok benzer olduğunu orada yaşadık ve izlediğimiz filmden sonra annelerle tanıştık.”
 
İtalya’dan dönüşte duygularının farklılaştığını kaydeden Dum, Sema anne ile beraber Türkiye’deki onur yürüyüşüne katıldıklarını belirterek, Lamda aktivistlerinden kendileri adına taşımaları için döviz dahi hazırlamalarını istediklerini söyledi.
 
Günseli anne büyük bir motivasyon ile İtalya’dan döndüklerini kaydederek, “Orada ne gördüysek Türkiye’de de yapmak istedik. Daha fazla aileye ulaşmak istedik.  Başlangıçta birkaç kişi sohbet edip birbirimize iyi gelen anneler babalar olduk. Böyle aktivist olmak gibi bir niyetimiz yoktu. Hatta isimlerimizi bile basından saklıyor veya takma isimler kullanıyorduk, fotoğraf vermiyorduk” diyor.

“Bilgilendikçe güçlendik…”
Zaman içinde anne babalar olarak gönüllü psikiyatristlerle bir araya gelip bilgilendirme ve paylaşımların yapıldığından bahseden Dum, “çünkü cinsellik tabu. Eşcinsellik ve transseksüellik aileler içinde hiç konuşulmayan konular. Aileleri bırakın, psikiyatristler de okumuyor, doktorlar da okumuyor. Bu konuda bir bilgi eksikliği belirgin bir şekilde var. Biz orada hem cinselliği hem eşcinselliği hem transseksüelliği hem de biseksüelliği hepsini öğrendik. Ve bilgilendikçe güçlendik” şeklinde anlatıyor, serüvenlerini.
 
Günseli anne, İzmir ve Ankara’da da LİSTAG benzeri örgütlenmelerin olduğunu da söylüyor.
 
Ayrımcılığın değişik boyutlarını fark ettik
Ömer Ceylan… Bir eşcinsel babası…

İtalya’daki ailelerin olduğu gibi kendilerinin de bir belgeseli olmasını istediklerini dile getiren Ceylan, 2010 yılında Boğaziçi Üniversitesi’ndeki bir panelden sonra, sonraları “Benim Çocuğum” belgeselinin yönetmeni olacak olan Can Candan’ın kendilerine belgesel teklifini sunduğunu anlatıyor. Hemen kabullendiklerini söyleyen Ceylan, belgeselin 2013 yılında gösterime girdiğini söylüyor.
 
Başlangıçta belgeseldeki amaçlarının yakınları veya çocukları LGBT olan ailelere destek olmak olduğunu kaydeden Ceylan, hâlâ bu amacın söz konusu olduğunu fakat süreç içerisinde ayrımcılığın değişik boyutlarını önlerine çıktığına vurgu yapıyor.

"Süreç içinde başka ayrımcılığa uğrayan kesimlerle de tanıştık. Alevilere uygulanan ayrımcılıkla, Kürtlere uygulanan ayrımcılıkla, çingenelere uygulanan ayrımcılıkla karşılaştık. Ve hepsinin uğradığı ayrımcılığın aslında aynı kökenden olduğunu gördük. Ve bunlarla da ortak hareket ettik.”
 
“Dik duruyorsanız eğer…”
Toplantılarda en çok karşılaştıkları sorulardan birinin ne gibi tepkiler aldıkları yönünde olduğunu kaydeden Ceylan, “Bu duruşunuza bağlı. Siz eğer dik duruyorsanız karşınızdaki insan olumsuz da düşünse sizin için bir şey söyleyemez. Olumlu düşünen kişi söylüyor. Ama olumsuz düşünen kimse olmadı bugüne dek. İşte bir Akit gazetesi var. O arada yazıyor. Zaten o yazmasa başarılı olmadık demektir.(Gülüşmeler)
 
Biz bu filmi heteroseksüeller için yaptık…
Yasaların çıkmasının veya değişmesinin tek başına bir anlam ifade etmediğini ifade eden Ceylan, “onu uygulayacak insanların algılarını değiştirmek için bu film yapıldı. Bu filmi biz LGBT’lere değil heteroseksüellere, onların algısını değiştirmek için yaptık. Onlara ulaşmaya çalışıyoruz” dedi.
 
Kıbrıs’tan da lider annelerin çıkması lazım…
Şule Ceylan, Türkiye’nin doğusu-batısı fark etmeksizin çok yoğun bir baskı olduğunu kaydederek, hiç umulmayan kişilerin LGBT gerçeğini kabul ederken, hiç beklenilmeyen eğitimli kişilerin ise homofobik olabileceğine işaret ediyor.
 
Kıbrıs için  de durumun buna yakın olduğunu tahmin ettiğini belirten Şule anne, diğer ülkelerdeki gözlemlerinin de bu yönde olduğunun altını çiziyor.
 
Kıbrıs insanından çok etkilendiğini ifade eden Ceylan, “umut ediyorum ki buradan da lider anneler çıkarak, bu işi burada da sürdürecekler” diyor.

İki anne ile tanıştık
Kıbrıs’ta iki eşcinsel annesiyle tanıştıklarını söyleyen Şule anne, belgeselin mucizevi bir yol açtığını söylüyor ve ekliyor; “Filmi izleyen heteroseksüeller ya da LGBT aileleri bundan çok etkileniyorlar ve hayatları değişiyor. Geçen gün filmi izleyen Türkiyeli bir gencin ‘bir saat önceki ben ile şimdiki ben aynı değilim’ dediğini hatırlıyorum. Bu da bir çok şeyi anlatıyor sanırım.”
 
Tarihi bir yürüyüş oldu…
Söze Sema anne giriyor ve Ada’nın kuzeyinde ilk kez yapılan Gökkuşağı Yürüyüşü’nün tarihi bir yürüyüş olduğunu altını çiziyor. Yıllar önce kendisinin de burada hissedilen duyguları iyi bildiğinden kendisine çok tanıdık geldiğini sözlerine ekleyen Sema anne, duygularını şöyle ifade ediyor: “Ben de yıllar önce o duyguları bildiğim için bana çok yakın geldi. İlk defa kapalı bir grubun, sudan çıkmış balık gibi ‘evet biz buradayız’ mesajı vardı yürüyüşte. Azlardı belki, tatil olmasından kaynaklı pek insan yoktu ama bu bir ilk adım ve cesurca bir adım. Biz de buraya gelip bu tarihi ana katkı sunalım istedik.  Beraber yürümekten çok keyif aldık. Umarız daha büyük daha kalabalık Onur Yürüyüşleri görürüz ileride.”

ALINTIDIR…

Bir cevap yazın