Travestiler İle Konuşun !

Bugüne kadar ilişkilerimizde aslında değmeyecek konular için tartıştık, kavga ettik, kırdık, kırıldık. Neden?Çünkü bize kimse ilişkilerde doğru iletişimin önemini ve yollarını anlatmadı.

Ünlü psikolog John Gottman’ın 35 yıldan fazla sürede binlerce çiftle yaptığı araştırma sonuçları “mahşerin dört atlısı” olarak tanımlanan eleştiri yapma, aşağılama/hor görme, savunma yapma ve karşı tarafla araya duvar örme davranışlarının varlığı halinde o evliliğin yüzde 91 ihtimalle boşanmayla bittiğini gösteriyor. O büyük aşk, hayaller ve umutlar sadece tartışmayı bilmediğiniz için bitecek mi? İnda Çözüm Odaklı Danışmanlık ve Eğitim Merkezi’nden Uzman Klinik Psikolog Ersin Bayramkaya, ilişkisini doğru iletişimle güçlendirmek isteyenlere bazı ipuçları verdi.

İkili ilişkilerde iletişim neleri kapsıyor? Konuşmaktan başka bileşenleri de var mı?

Aslında iletişim çok genel bir konu; hayatın her noktasında var. Konu ilişkiler olunca iletişim onun besleyici damarlarından biri oluyor. İlişkide iletişim sadece konuşmak değil tabii ki. Yapılan araştırmalara göre çoğu zaman sözel iletişimden daha fazlasını sözsüz iletişim oluşturuyor. Onunla çok daha fazla mesaj gönderebilirsiniz karşı tarafa… Ama çoğu zaman bunun farkında olunmuyor. Örneğin partnerinizle konuşurken bedeninizin ona dönük olması onu dinlediğiniz ve önemsediğiniz anlamına geliyor. El hareketleriniz ve en önemlisi yüzünüzdeki makro ve mikro ifadelerin de iletişimde çok önemli yeri var. Partnerinizin yüzündeki ifadenin ne anlama geldiğini bilmek onu daha iyi anlamanızı sağlıyor.

Erkeklerin ve travestilerin sık yaptığı iletişim hataları neler?

Çiftleri izlediğimizde genelde gözlemlediğimiz iletişim hataları ki biz onlara mahşerin dört atlısı diyoruz; eleştiri yapma, aşağılama/hor görme, savunma yapma ve karşı tarafla arana duvar örme oluyor. Bir ilişkideki iletişimde bunların hepsi varsa ve o ilişki eğer evlilik ise bu evlilik yüzde 91 oranında boşanma ile bitiyor. Bunu net söylüyorum çünkü bu konudaki araştırma bulguları çok güçlü. Bu bulgular dünyaca ünlü psikolog John Gottman’ın 35 yılı aşkın sürede binlerce çiftle yapmış olduğu araştırma sonuçlarından geliyor. Gottman çiftleri sadece 10 dakika bir konuda tartıştırıyor ve bu tartışmada mahşerin dört atlısının varlığına bakıyor, hangilerinin olduğunu tespit ediyor. Hepsi varsa durum gerçekten ciddi ve hemen önlem alınması gerekiyor.

Kadınların dırdır, erkeklerin içine kapanma eğiliminde olduğu söylenir. Bu doğru bir genelleme mi?

İstanbul travestiler erkeklere oranla ilişkilerdeki problemleri daha çok “çözme” odaklı. Ancak çözüm esnasındaki tarzları olumsuz ise bu eleştiriye ve hor görmeye dönüşebiliyor. Bu noktada eleştirilen veya aşağılanan erkek bir savunma mekanizması olarak sistemini kapatmayı yani araya duvar örmeyi tercih ediyor. Bu durum erkeklerde içe kapanma gibi gözükse de aslında ilişkiden uzaklaştıkları anlamına geliyor.

Bir travesti ve bir erkek doğru iletişim ile neleri çözüme kavuşturabilirler?

Yaşamda çözülebilen ve çözülemeyen durumlar ile problemler var. Doğru bir iletişimle sadece çözülebilecek durumların üstesinden gelebilirsiniz. Bana sorarsanız bu yeterlidir de! Diğer çözülemeyen durumları ise kabul edersiniz. Tabii bunlar çözümlenmemiş halleriyle de sizin için uygun olan başlıklarsa. Bu da sizi ve dolayısı ile ilişkinizi hafifletir.

Kavgasız bir ilişki mümkün mü?

Kavgasız bir ilişki mümkün değil, olmamalı da… Biliyoruz ki evliliklerde yaşanan problemlerin asıl kaynağı tartışmak ya da bir problemle ilgili çatışmak değil. Bu noktada önemli olan bu çatışma ile nasıl başa çıktığınız. Bu aşamada da önemli olan iletişim tarzınız. Sert bir başlangıç yapmak, mahşerin dört atlısının biri ya da birkaçının varlığı, dolup taşma gibi durumlar varsa bu tartışmanın sonu hayal kırıklığı ile bitebiliyor. Burada önemli olan bunları fark etmek ve değiştirmek için çalışmak.

Kavganın da bir sanatı var mı?

Kavga etmenin de bir sanatı var elbet. Oyunu kurallarına göre oynamak önemli. Burada önerilen şey tartışmaya yumuşak bir başlangıç yapmak. Örneğin eleştirmeden, “sen” sözü ile başlamayan ve “Ben böyle hissediyorum, böyle düşünüyorum, böyle anladım” diye söze başlamak. Sonrasında sorumluluk almak; yani kendi tarafımıza düşen durumları kabullenmek… Örneğin “Evet orada sanırım söylediğim şey kırıcıydı” diyebilmek. Takdir etmek, karşı tarafı, iyi davranışlarını dile getirerek teşekkür ederek yüceltmek. Örneğin “Ben çıldırmışken sakin kalabildiğin için teşekkür ederim” demek. Dolma taşma olduğunda kendini fizyolojik olarak rahatlatmak. Çiftlere nefes ve aşamalı kas gevşeme egzersizi gibi kendilerini rahatlatma egzersizlerini de öğretiyoruz. Oldu ki ciddi bir kavga ettiniz; bu anlatılanları her zaman yapamayabilirsiniz. Bu noktada kavgadan sonraki tamir girişimleri önem kazanıyor. Kavgadan sonra birlikte yapmaktan keyif aldığınız bir şey planlamayı da buna örnek gösterebiliriz.

Her tartışmanın sonu anlaşma ile bitmek zorunda mı? Bir konuda hemfikir olunamadığında devamında neler yapmak gerekiyor?

Tabii ki bitmek zorunda değil. Bu noktada çiftlerin birbirlerini anlıyor olmaları önemli. Yani birbirlerine ulaşıp ulaşmadıkları… Hedef sadece çözmek değil. Sonu anlaşmayla bitmiyorsa da karşılıklı anlayışla bitebilmeli. Bazen tahammül sınırlıdır ya da anlaşılma ihtiyacımız anlama gayretimizden fazladır; o zaman fazla zorlamayıp bir mola almalı. Mola aldığınızda bir diğer önemli nokta bu konuşmayı sümen altı etmemek. Çünkü bu durumda konuşmak isteyen kişi konuşmak istediği konunun önemsenmediğini düşünür. Aynı konuyu konuşmak için yeni bir zaman belirlenmeli. Bu sefer işe daha yumuşak bir başlangıç yaparak başlayabilirsiniz. Örneğin cumartesi akşamı travesti sinemaya gitmek ister erkek ise evde oturup maç izlemek. “Cumartesi akşamı evde mi oturulur?”, “Maç varken dışarı mı çıkılır?” diye başlayan tartışmaların sonu gelmez. Tansiyon yükseldiğinde ise sonuç üzücü olabilir. Burada mola almak ve konuyu sonra daha sakin konuşmak önemli… Ayrıca karşılıklı anlayış dediğimiz; kimi zaman farklı kişisel isteklerimizi gerçekleştirmek ve bundan keyif almak kimi zaman da önceliklerimizi ve önemsediğimiz başlıkları değerlendirip bir diğerinin akışına eşlik etmektir.

Bir de iletişim tamamen koptuğu, “Günün nasıl geçti?” ile başlayan diyalogların bile olmadığı evlilikler var. Bu duruma gelmemek için önerileriniz var mı?

Şu dört aşama çok önemli. Bir; artık evlilikle ilgili sorunlarınızı çok ciddi görüyorsunuz. İki; olayları konuşmak ve onları çözmeye çalışmak sizin için yararsız ve kendi başınıza çözmeye çalışıyorsunuz. Üç; herkes kendi hayatını sürmeye başlıyor. Dört; yalnızlık baş gösteriyor. Bu nokta bahsettiğiniz artık “Günün nasıl geçti?” sorusunun bile sorulmadığı noktadır. Bu olduğunda artık kişiler konuşamaz hale gelmiştir. Buna ne istekleri vardır ne de enerjileri. Bu duruma gelmemek için ilişki check-up’ı yapmak gerekiyor.

Toplumsal yapımızda eşlerin arasına anne, baba, kardeş gibi kişiler de giriyor değil mi?

Çok önemli bir noktaya değindiniz. Maalesef ki ilişkilerde üçüncü kişilerin varlığı çoğu zaman sıkıntıya sebep oluyor. Taraflar çoğunlukla eşi ve ebeveyni arasında kalıyor. Özellikle kayınvalide-gelin ilişkisinde yaşanıyor. Çiftlerin dikkat etmesi gereken iletişimde aralarına üçüncü kişiyi sokmamak olmalı. Eğer kayınvalidenin gelini ile bir derdi varsa ve bunu oğluna söylüyorsa oğlu “Anlıyorum ki eşimle anlaşamadığınız bir mevzu var. Lütfen bunu bana değil, ona anlat. Eğer istersen onunla iletişim kurmana yardımcı olabilirim. Ama onunla konuşman daha doğru olur” diyerek topu annesine yuvarlamalıdır. Bu, tam tersi durumlar için de geçerli. Böyle yaptığınızda arada kalmazsınız.

İletişimin ya da iletişimsizliğin cinsel hayata etkisi nasıl?

Cinsellik de aslında bir iletişim alanı. Burada derin bir iletişim var, karşılıklı bir etkileşim söz konusu. Doğal olarak çiftler arasında olumsuz bir iletişim olduğunda ilk etkilenen alanlardan birisi cinsellik oluyor. Mesela çok kavga eden çiftler yaşamlarında o kadar çok alanda kavga ederler ki bu yatak odalarına da sıçrar. Burası önemli çünkü yatak odası dinlenme ve fantezi yeri. Çiftlere ilk önerdiğimiz şeylerden birisi yatak odasında kavga etmemeleri. Kavga edeceklerse daha nötr bir yer seçmeliler. Diğer yandan yatak odasında iki çift laf edemeyip de yatakta çok keyifli olan çiftler de var. Ancak oradaki keyif odada kaldığında ilişki yine de tökezlemeye mahkum oluyor.

Tartışma isteği duyan bir kişi konudan sapmamak için nasıl bir yol izlemeli?

Tartışma sanatı kriterleri burada da geçerli. Belki onlara ek olarak konuşulan konunun dışına çıkmamak için genellemelerden kaçınılmasını ve duruma özgü konuşulmasını ekleyebiliriz. Temcit pilavı hikayesini bilirsiniz; konu tartışılır, paketlenir, bitti sanılır, bir bakmışsınız üç sene önceki doğum gününde hediye alınmama mevzusu yine ortada.

BU ADIMLAR İLİŞKİYE İYİ GELİYOR

* Eşinizin güçlü taraflarına odaklanın, böylece ona olan hayranlığınızı pekiştirirsiniz.

* İlişkide iyimser bir bakış açısı takının. Yapılan araştırmalara göre gerçekçiliğin biraz üstünde iyimser olmak ilişkileri olumlu yönde etkiliyor.

* Eşinizi iyi ve etkin bir şekilde tüm kanallarınız açık bir şekilde dinleyin. Konu ne kadar derinse buna o kadar daha fazla dikkat edin. Unutmayın ki anlatan kişinin öncelikli ihtiyacı problemin çözülmesi değil anlaşılmaktır.

* Konuşurken olabildiğince “sen” yerine “ben” kelimelerini kullanın. Bu noktada ben dili ile yaşadığınız duyguları anlattığınızda karşı tarafın sizi daha iyi anlamasını sağlarsınız.

Şu dört aşama çok önemli:

BİR; artık evlilikle ilgili sorunlarınızı çok ciddi görüyorsunuz.

İKİ; olayları konuşmak ve onları çözmeye çalışmak sizin için yararsız ve kendi başınıza çözmeye çalışıyorsunuz.

ÜÇ; herkes kendi hayatını sürmeye başlıyor.

DÖRT; yalnızlık baş gösteriyor.

Doğru iletişimin önündeki engeller

Konuşmaya sert başlamak

Bazen çiftler tartışmaya eleştiri veya aşağılama, başka bir deyişle hor görme ile başlıyor. Bu da sert başlangıç anlamına geliyor. Bu noktada tansiyon yükseliyor. Araştırmalar, çiftler arasındaki tartışmanın sert başladığında daha sonraki süreçte, arada birbirini rahatlatacak girişimler olsa bile, kaçınılmaz olarak olumsuz bir havada sona ereceğini gösteriyor. Sert bir başlangıç yaptığınızda fişinizi çekmeli ve kendinizi rahatlatmalısınız. Sakinleştiğinizde konuyu yeniden ele alabilirsiniz. Sert başlangıcın içinde ve sonrasında mahşerin dört atlısının mutlaka bulunacağını unutmayın.

Tansiyonun yükselmesi

Fizyolojik olarak aşırı uyarılma hali denilen bu durum, konuşmaya sert başlangıç yaparak başlanması, eleştiri ve hor görmenin varlığı halinde ortaya çıkıyor. Bu noktada öfkelendiğinizde artık sağlıklı iletişim ortadan kalkmaya başlıyor. Bu fiziksel değişimin en belirgin belirtisi kalp atışındaki artışlar… Bu noktada kan basıncı artıyor, vücut adrenalin salgılamaya başlıyor ve kendisini korumak için en temel mekanizmalardan biri olan “savaş ya da kaç” tepkisini başlatıyor. Tartışma esnasında dolup taşma yaşayan ve kontrolden çıkan kişi temelde içinde bulunduğu durumu tehlikeli algıladığı için böyle bir sürecin içerisine giriyor. Isırmak için üstümüze koşan köpek için de, çorabı kirli sepetine atmadığımızı küçümser bir tavırla söyleyen eşimiz için de bedenimiz aynı tepkiyi gösteriyor. Eşinizle tartışma esnasında eğer kalp atışınız hızlanıyorsa ve diğer stres tepkilerini gösteriyorsanız taşma yaşıyorsunuz demektir. Bu noktada beynin dikkat verme, yaratıcı çözümler üretme ve iletişim kurma kanalları kapanıyor. Bu aşamada ya savaşıyorsunuz ya da kaçıyorsunuz. Bunun iletişime yansıması ya eleştirmeye, aşağılamaya başlamak ya da savunmaya geçip duvar örmek şeklinde oluyor.

Bir cevap yazın